Ücretsiz Alan Adı Bir Dezavantaj Mı?

  Site veya blog açarken çoğumuz ilk olarak ücretsiz bir alan adı ve ücretsiz bir hosting alarak bu işe başlıyoruz. Bir çok yerde ise "ücretisz alan adı ile gelişmek mümkün değil" "ücretsiz hosting ile site yapılamaz" gibi yorumlara denk geliniyor ve hevesimizi kırıyor. İlk olarak söylemeliyim ki bunlar çok da yalan değil FAKAT bunların yalan olmadığı durum hiç bilmediğiniz yerlerden aldığınız ücretsiz alan adı ve hosting için geçerli. Böyle yerler biraz gelişmeye başladıktan sonra sizden para isteyecek ve hesabınızı yükseltmenizi zorunlu kılacaktır. Fakat bilindik ve herkesin kullandığı adı lekelenmemiş (bir çok ücretsiz alan adı uzantısı maalesef sahtekar - hırsız site gibi bir yakıştırma yapılıyor. Her ne kadar bu alan adını kullanan tek derdi yazılarını paylaşmak olanlar olsa da maalesef bunlar da arada kaynıyor) bir alan adı alır ve ücretsiz hosting alır, veya Blogger gibi Wordpress gibi ikisini bir arada sunup hiç bir bilgiye ihtiyacınız olmadan blog kurabileceğiniz bir siteye yönlenirseniz bu sözler geçerliliğini yitirir.

   Sitem şu anda 1.5 yılını geçti ve hala ücretsiz bir hizmet olan Blogger'i kullanıyor. Şimdiye kadar hiç bir sorun yaşamadım ki benden çok daha uzun süredir blog yazanlardan da hala blogspot alan adını kullananlar var ve hiçbirinin bir sorun yaşadığını duymadım. Bu nedenle seçiminizi doğru yaptıktan sonra ücretsiz bir alan adı işinizi hiç de zorlaştırmayacaktır. Tabii bu .com, .net gibi alan adlarının gereksiz olduğu anlamına gelmez. Daha kısa, daha akılda kalıcı, daha bir güven havası oluşturmak için bu alan adları işinizi kolaylaştıracaktır. Sizi 1-0 önde başlatacaktır. Ama dediğim gibi bu farkı kapatmak da doğru hamleler yapmanız şartı ile sizin elinizde.

   Ücretli alan adları her zaman insanlara daha hoş gelse ve bir çok alanda kolaylık sağlasa da (özellikle reklam alırken her ne kadar Adsense gibi servisler dikkat etmese de direk sponsorluk anlaşmalarında veya kişiler ile yapacağınız anlaşmalarda ücretsiz alan adından bir uzaklaşma olabiliyor) ücretsiz alan adı da size büyük bir fark yaratmayacaktır. Biraz önce de dediğim gibi doğru hamleler attığınız sürece alan adınızın çok da etkili olmadığını görebilirsiniz.

(Bu yazıyı yazarken uzun araştırmalar yapıp, uzun uzun okudum. Dişe dokunur ücretli ve ücretsiz alan adı arasında bir fark göremedim. Yine de aksini düşünüyor veya benim bilmediğim, araştırmalarımda bulamadığım bir fark varsa bunu benimle paylaşmanız durumunda yazıma bunu a severek ekleyebilirim.)

SSL Sertifikası Nedir? Neden Alınır?

 Bir web sitesi açtıysanız ve özellikle blogger kullanıyorsanız ssl'in ne olduğunu merak etmemeniz elde değil. Ssl alıcı (kullanıcı) ile sunucu (server) arasındaki bilgi alış verişini şifrelenmesidir. Bu protokol aslında benim gibi bloglar için çok da önemli değil çünkü burada okuyucular bir bilgi gönderimi yapmıyor ve verilerini çalınması gibi bir durum bu nedenle çok düşük.  Bu protokolün aslında en önemli olduğu yer sürekli kimlik bilgileri, kredi kartı bilgileri gibi bilgilerin paylaşıldığı alış veriş siteleri. 


Bir sitenin ssl sertifikası olduğu nasıl anlaşılır?

Bir sitenin ssl sertifikası olduğunu anlamanın en kolay yolu adres çubuğuna bakmaktır. Eğer site ismi http yrine https ise bilgiler şifrelenmektedir.

Ssl Neden Kullanılmalı?


  • Kullanıcılar siteye güveni artar.
  • Bilgilerin şifrelenerek korunmasını sağlar.
  • Alan adında https olacağı için ve yeşil görüneceği için siteye girenlerde güven duyusu uyandırır.


E-Ticaret Sitesi Kurma Ve Yönetme

   İnternetin ve bilgisayarların hızla gelişmesi internet üzerinden yapabileceklerimizi de hayli artırdı. Bunlardan en önemlilerinden biride tabii ki online alışveriş oldu. Online alışveriş sayesinde hem hızla alışveriş yapabiliyor hem de alacağımız ürünü bir çok yerden karşılaştırarak en uygun fiyata alabiliyoruz. Durum böyle olunca da hızla gelişen bu sektörden payını almak isteyen kişilerde e-ticaret işine girmeyi düşünebilir. Fakat bu iş çok da kolay olmayabilir.


  İlk olarak şunu söyleyerek başlayayım bu yazımda uzun uzun teknik bilgilere girmeyeceğim. Tamamen izlenimlerimi kısa kısa paylaşacağım.

  1. İlk olarak kullanıcının güvenini kazanmalı ve diğer sitelerden ayrılmalısınız.
  2. Sitenizin alt yapısını iyi hazırlamalısınız.
  3. Aldığınız siparişleri günününde teslim etmelisiniz.
  4. Kullanıcıların bilgilerinin güvenliğini iyi sağlamalısınız.
  5. Kullanışlı bir siteye sahip olmalısınız.
  6. Elinizde olmayan ürünü satmaya çalışmamalısınız.
  7. İşin hukuki kısmını çözmelisiniz.
  8. İnsanlara gerekli faturaları vb yollamaları, bunların kayıtlarını tutmalısınız.
  9. Alan adınıza dikkat etmelisiniz.
  10. Kapıda ödeme gibi kullanıcıların güvenini kazanacak uygulamalar getirmelisiniz.
  11. Ürünlerinizi iyi paketleyip yollamalısınız. 
  12. Ürünü sadece satarken değil sattıktan sonra da takip etmeli gerekli işlemleri yapmalısınız.
Bu nedenle "ben ürünleri siteye yerleştireyim, sipariş geldikçede bunları tedarik edip yollayayım" diye düşünürseniz büyük bir sorunla karşılaşabilirsiniz. E-ticaret sitesi gibi büyük ölçekli bir site kurmadan önce planınızı iyi yapmalı, gerekli araştırmaları yapmalı ve hem hukuki hem maddi hem de manevi olarak kendinizi bu işe hazırlamalısınız. İnsanların güvenini iyi kazanmalı kazandıktan sonra da kaybetmemelisiniz. Hızla artan e-ticaret sitelerinden sıyrılmak için iyi kampanyalar ve tanıtımlar yapmalısınız.

Blog Açacaklara 7 Tavsiye

Blog açmak, tüm dünya ile bir şeyler paylaşmak çok zevkli bir o kadar da zor bir iş. İlk bakışta bir kaç paragraf yazı gibi gelse de aslında o paragrafların altında uzun uzun düşünülmüş özenle seçilmiş kelimeler, yüzlerce fotoğrafın arasından seçilmiş bir resim,  saatlerce düşünülmüş konu, dakikalarca beklenmiş o ilk kelime var. Yanı lafın kısası blog yazmak çok kolay bir iş değil. Ben bu işte çok da eski bir yazar değilim blogum daha 1.5 yaşında. Bu yüzden ben bu 1.5 yıllık tecrübemde edindiğim bilgileri sizlerle paylaşıp edindiğim deneyimlerden yola çıkarak bir kaç tavisyede bulunmaya çalışacağım.



1) Sabırlı olun:

Blog yazarken belki de size en çok gerekecek şey sabırdır. Bazen günlerce ne yazacağınız aklınıza gelmez, bazen günlerce uğraştığınız yazıya okuyucu gelmez, bazen 1 tek yorum gelmez bunların hepsini beklerken büyük bir sabırla beklemelisiniz. Asla pes etmemeli o konuyu, o okuyucuyu, o yorumu günlerce beklemelisiniz. İnanın ki beklemenize değecek ve gelen o bir kullanıcı gelen o bir yorum sizi o an dünyanın en mutlu insanı yapacak.


2) Düzenli olun:

Asla yazmaktan vazgeçmeyin. Her zaman düzenli yazılar paylaşın. Bir günde 10 yazı paylaşacağınıza 10 gün boyunca 1 er yazı paylaşmak sizin için daha iyi olacaktır. Bu yüzden kendinize bir yazı planı çıkartın ve bu plana sadık kalın.  Bu bazı durumlarda çok zor olsa da bunun karşılığını uzun vadede kesinlikle göreceksiniz.


3) Ne Yazacağınızı Bilin:

"Aman blogumu açayım da gerisi kolay, elbet aklıma bir şeyler gelir" diye düşünmeyin. Çünkü ben böyle başladım yılbaşı gecesi "dur ben bir blog açayım" diye daldım ve neredeyse 3 ay boyunca alakasız konularda hiç içime sinmeyen yazılar paylaştım. Bu nedenle siz siz olun asla aman demeyin ilk olarak oturup gerçekten hangi konuda yazacağınıza karar verin.


4) Alan Adınızı İyi Seçin:

Alan adı belirlemek çok önemli. Hangi konuda yazacağınıza karar verdikten sonra bu konu ile alakalı bir alan adı seçmeniz iyi olacaktır. Her blog illaki adsoyad.com'dan oluşacak diye bir kaide yok bunu unutmayın. Tabi isiz şimdi madem böyle sen niye adınsoyadın şeklinde açtın diyebilirsiniz. Aslında bunun cevabı bir önceki madde de gizli. Birden kara verdiğim ve ne yazacağımı bilmediğim için direk adımı ve soyadımı kullandım. Sonradan da değiştirmek istemedim.


5) Blogunuzu Nerede Açacağınıza Karar Verin:

Başlık pek anlaşılır olmasa da aslında anlatmak istediğim yazılarınızı hangi hizmeti kullanarak açacağınızı belirleyin. Wordpress, Joomla gibi kendi sunucunuza kurabileceklerinizin yanında Blogger, Wix gibi hiç uğraşmadan açabileceğiniz hizmetler var. Bunlar arasında size en uygun olanı seçin.


6) Bol Bol Blog Okuyun:

Gerek konu bulma konusunda, gerek kullandığınız dili zenginleştirme konusunda blog okumanız sizin en büyük yardımcınız olacaktır. Blog okumak size her zaman kazandıracaktır. Okuduğunuz bloglara yorum yapmak ise sizi hem tanınır yapacak hemde baclink kazanmanızı sağlayacaktır :).


7) Site Tasarımına Dikkat Edin:

Site tasarımınızı iyi seçin. Benim gibi sitenizi açtıktan sonra 8 kere tasarım değiştirmeyin. Siz ne kullanacağınıza iyi karar verin ve bir kez temanızı oturtuktan sonra çok ellemeyin. 


Siz blog açmaktan vazgeçmeden ben yazımı burada bitireyim. Blog açmak başta da belirtiğim gibi çok kolay bir iş değil. Ama yazınızı okuyan her kullanıcı gelen her yorum size büyük bir mutluluk veriyor. Sadece bu mutluluğu tatmak için bile bence blog yazılır.  Sizde eğer blog yazmak istiyorsanız bence hiç bu hayalinizi ertelemeyin. Biran önce bir blog kurup yazmaya başlayın.

Piller Neden Patlar?

Maalesef her türlü cihazın içine pillerin girmesiyle patlama haberleri de sık sık gelir oldu. Pillerin patlaması hem maddi zararlar verirken hem de sağlığınıza zarar verebilir. Özellikle cep telefonu gibi sürekli cebimizde bulunan cihazların pillerinin patlaması vücudumuza büyük zararlar verebilir.

 Peki Piller Neden Patlar?

Bunun bir çok nedeni olabilir. Bunun en çok bilinen sebeplerinden biri de tabii aşırı ısı. Bunun yanında negatif ve pozitif kutupları ayıran parçaların zarar görmesi, pillerdeki genel aşınmalarda patlamaya yol açabilir. Bunların yanında pilinize gelecek darbeler,  + ve - kutupların birleşmesi, pilin sıvı ile teması da yine pilin zarar görmesine ve patlamasına neden olabilir.

Nelere Dikkat Edilmeli?

  • Piller aşırı ısıtılmamalı. Aşırı ısınmasına izin verilmemeli.
  • Piller gelecek darbelerden korunmalı.
  • Markasız, kalitesiz piller kullanılmamalı.
  • Hasarlı piller kullanılmamalı.
  • Piller aşırı sıcak ve soğuktan korunmalı.
  • Yeni bir pil alırken orijinal olmasına veya firmanızın onayı olmasına dikkat edilmeli.
Pil konusu hafife alınacak bir konu değil. Pillerin patlaması büyük zararlara yol açabiliyor. Bu nedenle pillerimizi ve içinde pil bulunan cihazlarımızı kullanırken dikkat etmeli, kullanım kılavuzlarındaki pillerle ilgili kısımlarına uymalıyız. Yine aynı şekilde pillerimizi atarken de verilen talimatlara uymalı asla ve asla direk çöpe veya sokağa atmamalıyız.

Bloguma Gelmeyen Yorumlar Üstüne

Uzun zamandır blog yazıyorum. Okunma sayım, tıklanma sayım gittikçe artıyor. Fakat sürekli yerinde sayan bir şey var ki o da yorum sayısı.  An itibar ile 48 tane yorum olan blogumun bu sayısını çok yetersiz buluyorum. Sizin ile iletişime geçmemin, sitemin doğru ve yanlış giden kısımlarını görmemin, eksiklerimi anlamamın en iyi yolu yorumlar. Sizden gelen yorumlar sayesinde yazılarıma yön veriyor, ne yazacağıma karar veriyorum  fakat maalesef bunu 48 tane yorumla -ki zaten 10 tanesi de cevap olarak kendi yazdığım yorumlar- yapmam çok zor oluyor. Bu nedenle sizden tek isteğim okuduğunuz yazılarıma olumlu ya da olumsuz yorumlar yazmanız. Bu yorumlarınız sayesinde bende sitemi çok daha iyi yerlere getirebilirim.

Uygulama Kurarken Dikkat Edilecekler

 Telefonlar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası oldu. Telefonlardan günlük işlerimizden, oyun oynamaya, bankacılık işlemlerimizden, planlarımızı yapmaya bir çok alanda kullanıyoruz. Bu işlemleri yaparken de işlemleri bir adım daha kolaylaştırmak için bir çok uygulama kuruyoruz. Fakat bu uygulamaların çoğunun güvenliği ne durumda?, telefonumuza zararı var mı? hiç düşünmüyoruz. Bu tür uygulamalar özellikle de bankacılıkla ilgili uygulamaları kullanırken ayrı bir özen göstermeliyiz. Bu tür uygulamalar zararlı yazılımlar içeriyor olabilir ve biz işlemlerimizi hallederken şifrelerimiz, hesaplarımız çalınıyor olabilir. Bu nedenle uygulama kurarken;

  1. Özellikle bankacılık işlemlerinde bankanın resmi uygulaması kullanın.
  2. Uygulama mağazasından bile indirseniz her uygulamaya güvenmeyin.
  3. Resmi olmayan uygulamaları kullanmayın.
  4. Tüm bilgilerinizi tüm uygulamalara vermeyin.
  5. Bilinen, tanınan uygulamaları kullanın.
  6. Her yerden indirdiğiniz uygulamaları kurmayın.
Eğer uygulamaları kurarken ve kullanırken aşırı dikkatli olmalısınız. Her işimizi yaptığımız, her türlü bilgimizi paylaştığımız telefonlar güvenlik açısından da sürekli korunmalı. Uygulamalara her türlü izin verilmemeli. Bilmediğiniz, daha önce kullanan birini görmediğiniz, resmi olmayan uygulamalardan kesinlikle uzak durmalısınız.

Düzenli Yazı Paylaşmak Bize Ne Kazandırır?

  Bir site veya blog açtıktan sonra belki de en çok zorlanacağınız konulardan biri de yazı yazmaya yeterli zamanı ayırmak olacaktır. Site açarken bir çok şey gözünüzde büyüyüp yazı yazmayı biraz geri planda tutsanız da aslında en çok uğraşacağınız ve zamanınızın büyük bir kısmını ayıracağınız adım yazı yazmak olacaktır.


Düzenli yazı yazmak neden önemli?

Düzenli yazı paylaşmazsanız sitenizi kullanıcılar unutacaktır ve girmek için bir sebep bulmayacaklardır. Sitenize özellikle uzun süre yazı yazmazsanız gözlerden uzaklaşacak ve kısa sürede unutulup gideceksinizdir.  Kullanıcıların sitemizi unutması ise bizim en son isteyeceğimiz durumdur. Bu nedenle olabildiğince düzenli olarak yazılarımızı yazmalıyız.

Nasıl bir düzen oluşturmalıyız?

Burada en büyük etmen sizsiniz. Kendi hayatınıza göre bir yazma programı yapın örneğin ben sitemi ilk açtığım ay her gün bir yazı sonraki 11 ay her 3 günde 1 yazı ve son 4-5 aydır da 4 günde 1 yazı paylaşıyorum ve uzun bir süre daha 4 günde 1 yazı paylaşmaya devam edeceğim. Sizde kendiniz için en uygun olan programı yapın ve bu programınızı aksatmadan devam ettirmeye çalışın. Acil durumlarda yazı yazamayacağınızı bildiğiniz için de her zaman elinizde paylaşılmaya hazır yazılar bulundurun.  Acil durumlarda da bu yazılarınızı paylaşın. Tabii burada önemli olan hususlardan biri de yazı planınız "ben ayda 1 yazı paylaşacağım" diye yola çıkarsanız baştan kaybedersiniz. 


Her gün yazmak istemiyorum, yazmak isteyince aklıma yazı gelmiyor ne yapmalıyım?

Uzun bir başlık olsa da uzun bir süre benim de dert ettiğim bir durumdur bu. Aklımda bir çok yazı varken hiçbirini yazmam yazmak istediğim zamanda aklıma yazı gelmez bu nedenle aklınıza gelen yazıları blogunuza taslak olarak kaydedin veya bir kağıda not alın. İçinizden yazı yazmak geldiğinde de tüm bu yazılarınızı yazın ve planlayın. Örneğin her 5 günde 1 yazı yazayım diye bir plan oluşturduysanız ve 3 yazıyı yazdıysanız örneğin birini ayın 1ine diğerini 6 sına diğerini de 11ine planlayın hem uzun süre tekrar yazı yazmanız gerekmez. Hem de yazılarınız düzenli bir şekilde hiç uğraşmanıza gereken kalmadan paylaşılmış olur.

Backlink Neden Bu Kadar Önemli?

İlk olarak baclink'in ne olduğuna değinecek olursak Backlink bir sitenin başka bir siteye link vermesidir. (Daha çok ayrıntı için yazımı okuyabilirsiniz.) Çok basit gibi dursa da backlink gerek seo çalışması yaparken, gerek arama motorları için gerekse de Alexa gibi sitelerdeki sıralamamızı yükseltmek için oldukça önemlidir.

  Aramam motorları ve Alexa gibi sitelerin robotları siteleri dolaşırken eğer bizim sitemizin linklerine rastlarlarsa bizim sitemize de gelirler ve böylelikle bizim sitemizin de indexlenmesini sağlarlar. Fakat burada önemli olan husus backlinki aldığınız sitenin iyi bir trafiğe sahip olması ve engelli vb olmamasıdır. Bu tür sitelerden alacağınız backlinkler hem sizi aramalarda çıkaracak hem de sıralamanızı yükseltecektir.


Backlink aldığınız site özellikle .edu gibi güvenilir ve herkesin alamadığı alan adları olursa bunların size faydası çok daha fazla olacaktır. Bunun yanında sık ziyaret edilen sitelerden backlink almak da sitenizin + hanesine puan olarak yazılacaktır. Bu bağlamda Alexa dünya sıralaması 1000'e kadar olan sitelere üye olarak gerek bu sitelerde profilinizden link vererek gerekse de yazılar, resimler veya site içeriği ne ise o konuda bir paylaşım yaparak sitenize link verebilirsiniz. Bunları yaptığınızda sitenizin hızla yükseldiğini göreceksiniz.

Linux (Ubuntu) Kullanım Deneyimlerim




Ubuntu'ya geçeli uzun zaman oldu ve bende bir genel deneyimlerimden bahsetmek istedim. Yaşadığım zorluklar, iyi yanları kötü yanları vb bunlardan bahsetmeye çalışacağım. Linux konusunda çok uzman olmadığım içinde yeni başlayacak olanlara ya da başlamak isteyenlere iyi bir rehber olacağını düşünüyorum.

İlk Haftalar:

   İlk kurulumdan sonra tabii ki kurulum sonrası başlıyor. Burada önerebileceğim en iyi şey kurulum sırasında "3.parti yazılımları kur" seçeneğini seçmeniz. Aksi halde bilgisayarınızı ilk açtığınızda çoğu şeyi yapamıyor gibi hissedebilir ve hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Ben seçmediğim için ilk olarak bu yazılımları kendim kurdum. Sonrasında ise ilk sorunum ekran kartımdan yana oldu. Sorun aslında basitti laptopum uykudan uyandıktan sonra uygulamalar beyaz oluyordu. Kısa bir araştırma sonrasında ise bunun da basit bir çözümünü buldum o da ekran kartı sürücüsünü güncellemek idi. Yani aslında bu sorun sürücüden kaynaklanan bir sorun olduğu için Linux ile pek de alakası olduğu söylenemez. Bunun yanında ilk başta farklı bir ortam gibi geliyor size ilk gün afallayabiliyorsunuz. Fakat sonrasında kullanım kolaylığı sağlayan bir çok özellik olduğunu fark ediyorsunuz ve önceki işletim sisteminize göre günlük işleri çok daha kolay yapabildiğinizi fark ediyorsunuz.
   

  Oyun konusunda ise eski yazılarımda da belirtiğim gibi çok oyun oynamayan biriyim ve sadece denemek için Euro Truck Smulator 2 ve Counter Strike:Go'yu kurdum ikisinde de hiçbir sorun olmadan eski işletim sistemindeki performansa çok yakın (yer yer 3-5 fps az yer yer 3-5 fps fazla yani fark yok denebilir) oynadım.


Sonradan karşılaştığım hatalar:

Aslında sonrasında da çok bir problem ile karşılaşmadım. Karşılaştığım ikinci en büyük problem bazı kullandığım programların karşılığı olmaması idi. Fakat alternatiflerine bir şans verince (programları da çok profesyonel bir şekilde kullanmadığımdan) bir sıkıntı yaşamadım. Tam anlamıyla olmasa da büyük ölçüde onlara da alıştım ve hiç büyük bir sorun yaşamadım.

Kullanırken mutlu ve mutsuz edenler:

İlk baştaki uyku sorunum gerçekten beni mutsuz etmişti. Fakat sonradan onu düzeltince ve farklı bir ortama alışınca aslında kendimi daha mutlu hissetmeye başladım. Arka planda sürekli rahatsız eden programların olmaması, saatler süren güncellemelerin olmaması da beni ayrıca mutlu eden faktörlerdi. Bunların yanında Linux'e geçmemek için en büyük sebebim komut satırından korkmam idi. Fakat sonradan fark ettim ki komut satırına ayda yılda bir işiniz düşüyor. Fakat siz belli bir süreden sonra normal olarak yapmak yerine komut satırını kullanmaya başlıyorsunuz. Çünkü işlemler çok kısa ve çok daha zevkli bir hale geliyor.

Mutlu eden bir diğer konuda tabii ki wanna cry oldu. Linux kullandığım için onu hiç düşünmeme gerek kalmadı. Hatta o konuda rahat bir şekilde bir yazı da yazdım onuda Buradan okuyabilirsiniz.


ÖZET:

Kısaca (belki de uzunca) bir özet geçmek gerekirse Linux'e ilk başta geçmek gerekten çok korkutucu geliyor. İlk geçtiğinizde ise sorunlar "lanet olsun ben neden düzenimi bozdum" dedirtiyor. Fakat sorunları halledip bir düzen oturtuktan sonra (ki ortalama 1 hafta sürdü tamamen bir düzen sağlamam) gerçekten kullandıkça mutluluk alıyorsunuz.  Yani eğer geçmenizi engelleyecek illaki oynamanız gereken bir oyun, bir program yoksa bence Linux'e bir şans vermelisiniz.


Notlar:

  • Kurmaya karar verirseniz "3.parti yazılımları kuru" kesinlikle seçin.
  • Kurmadan önce canlı önizleme ile deneyin.
  • Sorunlardan hemen yılmayın. Kullandığınız sürümün forumuna yazın hemen çözüm gelir.
  • İlk başta bir şaşırmanız tabii ki normal ama merak etmeyin kısa sürede alışıyorsunuz.
  • Driver sorunu neredeyse yok. Sadece başta belirtiğim o anki sürücü hatalıydı o da güncelleyince geçti. Yani canlı önizleme de bakın eğer sorun yaratan bir sürücü varsa önce onu nasıl kuracağınızı araştırıp öyle geçin. Fakat bende klavye ışığım bile sorunsuz çalıştı.